h o ş   g e l d i n

 

peşinde koştuğun mucizedir, sanki seni çakraz’a doğru çeken

ta ki, sapaktan içeri dönünce ‘hoş geldin’ der, herkese ali

neyi beklediği belirsiz gözlerinin önüne düşüverirsin birden

bilemedin, bir dal sigaradır istediği bu tek sözün karşılığında

 

nedir bizi kucaklayan? sarılacağımız kimdir bu yerde? bilmem

kısa süren bir tatil cezasıdır, belki de ilk satırıdır avunmanın

yanmak ve de soğumaktır ali’nin öğrenemediği yalnızlık dilinde

belki de, kumsalda seyrettiğimiz kendi gölgemizdir;  kimbilir!..

-------------------------------------------------------------------------------------------

 

r a d y o

 

iki burun yengecinde bu köy

koy bir köy, sürtüyor yeşil kemanına geçmiş zaman telini

 

kumlu gövdesini sermiş, unutulup hatırlanıyor

her yaz; güneşi arkasına alan, ürkek ve uysal bir çocuk gibi

gözümüzü uzatıp geri çekiyoruz önünde

 

gönlünün tatilini arıyormuş meğer; o eski misafir

çizip duruyor, sınırını ayak izlerine değen denize, hep aynı

dalgasını dinledikçe şemsiyesine asılı radyonun

 

kimse kimsenin üzgüsüne duman değil bu köyde nedense

sadece serinlik isteyen bir köpeğin

sarkık dilini taklit ediyor yalan yere gezinen öbür gezginler

 

bu ağustos sıcağında tek dost

antensiz bir radyodur, ancak bir çocuğa misafir çocuk!..

 

ŞİİRLER:OSMAN GÜNAY